“Bir millet, zenginliğiyle değil, ahlak değeriyle ölçülür” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün sporcuda görmek istediği ahlak, Türk Dil Kurumu’nda “Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kurallar” olarak karşılık bulmaktadır.

Tarihimizde ‘edep’ ve ‘adap’ ile birlikte kullanılan ‘ahlak’, kavramsal olarak ele alındığında büyük ölçekli bir hazine ile karşı karşıya getirir insanı. Burada ahlak ile ilgili nitelemeyi yaparken ‘hazine’ sözcüğünü kullanmamızın nedeni ise ilk cümlede Atatürk’ün ifadesiyle dikkat çekmek istediğimiz zenginlik ölçüsünün ahlak ile anılması gerekliliği olmasıdır.

Adap ise edep olarak bilinen kelimenin çoğul halidir. Toplumun yüz yıllar içerisinde oluşturup yerleştirdiği adabın alanı ahlakı da kapsar. Ama şu bir gerçektir ki; ondan daha geniştir. Yani; her ahlak edebin bir parçası olarak bilinir fakat her edep ahlak değildir. Kapsamı daha geniş olduğundan genellikle ahlak ve edep çerçevesinde sunulmuştur.

Ancak edep için Yunus Emre’nin sarf ettiği durub-u emsal olarak yerleşen ve ‘söylem kültürümüze’ yerleşen bir söz işin ciddiyetini öyle bir boyuta taşır ki; Atatürk’ün hayalindeki sporcu gençliğe vurgu yaparken neden ahlakı da andığının manası açıkça gün yüzüne çıkmaktadır.

Yunus Emre;

“Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep,

dediler ilim geride, illa edep illa edep”

sözüyle insanoğlunun zihin ve kavram dünyasındaki gelişim sürecinde edebi, anne sütü kutsallığında niteleyerek ilk besin olarak tanımlamıştır.

Kısacası, ilimin de bilimin de sporun da alfabesidir edep ve ahlak.

Nitekim “Evladınızı edepli, terbiyeli yetiştirin” nasihatiyle gençliğin inşasında ahlakın önemine vurgu yapan peygamberimiz Hz. Muhammed de dinimizin mayasının edep olduğunu vurgulamış ve insanlar içinde ‘en iyiyi’ tarif ederken ahlakı en güzel olanı referans göstermiştir.

Bu minvalde değerlendirdiğimizde ahlak kavramının tarih boyunca insan için en önemli kazanım olduğunun vurgulandığı ortada iken spor ve doğa ile bütünleşmesi için emek sarf edilmesi gereken gençlerin, her şeyin öncesinde ‘ahlak’ kazanımlarının en üst seviyede yer alması için projelerin ve bilinçlendirme hareketlerinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Dolayısıyla gerek aileler gerek ise çocuklar gerek ise gençler ile ‘edep’ve ‘ahlak’ üzerine ‘Ahlaklı Sporcu Akademisi’ adı altında buluşmalar yaparak Atatürk’ün koyduğu ‘Zeki, çevik ve ahlaklı’ sporcu hedefine ulaşım aracı olacak bir Serüven istiyoruz!

Çünkü;

‘Küçükleri sevmek, büyükleri saymak’ gibi cümleleri ezberleyen değil manasına vakıf olan bir gençlik istiyoruz!

Çünkü;

Anne ve babayı ‘hayat vesilesi’ gereğince her zaman baş üstünde tutan bir gençlik istiyoruz!

Çünkü;

Doğaya saygıdan asla taviz vermeyen, yeşil ve mavinin muhafızı bir gençlik istiyoruz!

Çünkü;

İletişimde nazik, çalışmalarında kararlı, topluma saygılı bir gençlik istiyoruz!

Çünkü;

Spora önem veren, canlıları koruyan, çevreye titizlenen bir gençlik istiyoruz!

Böyle bir gençlik ile Türkiye’nin gerçek zenginliğe ulaşarak, gelecekte daha güçlü ve daha söz sahibi bir ülke olacağını çok iyi biliyoruz!