Motosiklet, kullanıcılarını belli bir paydada buluşturma ve böylece dünya üzerinde evrenselleşen bir kültür oluşturma özelliği ile diğer tüm araçlardan farklı yere sahip olan bir taşıttır. Motosikletin bahsi geçen yönü başta olmak üzere ses, görüntü, kullanım şekli, bedensel sürüş imkanı vermesi, ivme gücü ve rüzgar ile aracısız buluşturması ile verdiği uçma hissi nedeniyle milyonlarca insanın dikkatini çekmektedir.

Fakat motosikletin bir özelliği daha vardır ki; en çok tercih edilen motorlu taşıtlar arasında ‘tam manuel’ olmasıdır. Otomobil ya da diğer araçların fiziksel ya da teknolojik özellikleriyle sürücüye çok az bir kontrol yeteneği verirken, motosiklette başta denge olmak üzere ivmelenmede, motosiklet ile temasta, merkez kaç kuvvetine karşı koymada, viraj alma sırasında doğru konum almada, agresif gaz tepkimesi gibi birçok özellikte verdiği ‘düz tepkiler’ ciddi eğitim gerektirmektedir.

Bu nedenle motosiklete ilgisi olan hiç bir şekilde seyahat etmemiş acemi düzeyinden ileri sürüş tekniklerine kadar birçok alt başlığı içinde barındıran geniş bir eğitim periyodunu yönetecek ‘Motosiklet Akademisi’nde Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen motosiklet eğitmenleriyle sürücülerin buluşturulması hedeflenmektedir.

Şu an için fizibilite, müfredat, alan ve saha araştırması yapan ekiplerimizin çalışmaları tamamlandığında belirlenecek eylem takvimi ile ilgili duyuru buradan yapılacaktır.

Eğitim ve güvenlik tertibatından yoksun yola çıkarak istenmeyen kazalara meydan veren sürücülere bakarak motosikleti tehlikeli bir araç olarak görmek ve engelleyici tutum sergilemek ise bu tutkuyla bağlanan herkesi incitmektedir. Bu nedenle burada kısaca motosiklete başlangıç ile ilgili derlediğimiz bilgilere yer vereceğiz.

 

MOTOSİKLETE İLGİM VAR, NASIL BAŞLARIM

Araçların yığınla yolları kapattığı büyükşehirler…

Artan stres…

Otomobillerin içinde hapsolmuş zaman müflisleri…

Ve sağdan soldan geçen özgür insanlar!

Onlar, iki tekerli taşıtla rüzgarın beline dolanan motosiklet sürücüleri!

Kimine çok tehlikeli gelse de bizim için bir aşk, bir tutku, bir yaşam tarzı.

Ne güzeldir ki motosiklete ilgi her geçen gün daha da artıyor. Kalın lastikleri, insanın içini titreten sesi ve çekici çizgileriyle herkesi kendine hayran bırakan bu kara taşıtları, halk arasında neden ‘şeytan oyuncağı’ denilen kara bir betimleme ile anılıyor?

MOTOSİKLET, KULLANMASI ZOR BİR ARAÇ MI?

Bu ilk soru. Takip eden onlarcası olsa da işte birkaçı;

Motosikleti dengede tutmak için çok çaba saf etmek gerekir mi?

Özellikle virajlarda yatan motosikleti gördükçe cesaretim kırılıyor. Korkmakta haksız mıyım?

Motosiklet tehlikeli bir taşıt mıdır?

İlk motosiklet olarak dilediğimi seçebilir miyim?

Motosikletlerde tarzlar nelerdir?

Motosiklet tarzlarında sürüş farkı var mıdır?

Az önce bahsettiğimiz gibi bu ve bunun gibi pek çok soru var. Hayatında hiç motosiklete binmemiş olan biri için tehlikeli gibi görünse de motosiklet aslında güvenlik önlemleri ve sürüş eğitimleri alındığında oldukça güvenli, sürüşü kolay ve bir o kadar da keyifli bir kara taşıtı.

SIFIR TAVİZ İLE TEHLİKEYİ BERTARAF EDİN!

Burada önce güvenlik önlemlerine dikkat çekmemizin nedeni, aslında havacılık kurallarını referans almamızdan. Dünyadaki en tehlikeli ulaşım aracı olan uçaklarda kaza ve ölüm oranının şehirlerarası otobüs taşımacılığına göre çok ciddi ölçüde az olmasının nedenini hiç düşündünüz mü?

Sıfır tavizdeki disiplinin dünyadaki en tehlikeli aracı en güvenli hale getirmesi motosiklete başlamak isteyenlerin zihnine kazıması gereken ilk kuraldır.

MOTOSİKLET, SÜRÜCÜSÜNDEN NİZAM VE DİSİPLİN İSTER

Motosiklet, sürücüsüne özgürlük hazzını yaşatırken bir yandan da nizam ve disiplin ister. Bunun nedeni ise yaşanan özgürlük duygusunun sürekliliğinin esas alınmak zorunda olması. Zira sürekliliği olmayan özgürlüğün özgürlük olarak tanınması bir ütopyanın ötesine geçemiyor. Bu nedenle tüm bu soruları yanıtlamadan önce ve motosiklete başlarken en doğru yol haritasını tavsiye etmeden önce birinci kural olan güvenlik meselesine başlamamız gerekiyor.

TEK HATA İLE TÜM DOĞRULARI YAKMAYIN!

Öyle ya illa motosiklet kullanacaksınız diye bir şart da yok nihayetinde. Belki de artçı olarak seyahat edeceksiniz bir süre. İster artçı olsun ister sürücü, motosiklete başlamanın ilk kuralı güvenlik yemini etmekten geçiyor. Buyrun, youtube’da ya da TV’de izlediğiniz o sizi üzen görüntüleri gözlerinizin önüne getirin. Motosiklette binlerce kez uyduğunuz ve 10 puan aldığınız serüveninizde bir gün ‘Bugün de böyle. Nasıl olsa bu zamana dek bir şey olmadı’ yanılgısının tüm 10 puanları sıfırla çarpacağını ve tek hatanızın tüm doğruları götüreceğini asla UNUTMAYIN!

Artçı ya da sürücü fark etmez! İki teker serüvenine başlamadan önce mutlaka kendinize bir söz verin. “BİR SÖZ VERİN; İÇİMİZ RAHAT OLSUN” yazımızda buluşmak üzere sözleştiğimizi kabul ediyorum. Görüşmek ümidiyle…

BİR SÖZ VERİN; İÇİMİZ RAHAT OLSUN

Merhaba arkadaşlar. Motosiklete ilgilisiniz. Bir an önce bir şeyler yapmak istiyorsunuz ya da çekinceleriniz var. Her ikisi de olabilir. Aşama aşama gidiyoruz. Bize duyduğunuz güvenin için teşekkürler. Serüven olarak bu macerayı dosdoğru olarak yaşayıp yaşatacağız.

Oyunun kuralına göre oynanması işin en kritik noktası. “MOTOSİKLETE İLGİM VAR, NASIL BAŞLARIM” başlıklı bir önceki yazımızın son bölümünde bahsettiğimiz gibi önce kendinize bir söz vermeniz gerekiyor. Bunun nedeni, kimse üzülmesin istiyoruz.

“Sizi sevenler, sizin sevdikleriniz, tanımadığınız ve belki de bir hatanız ile üzeceğiniz insanlar, onların sevdikleri…” diye uzun bir liste sayabilirim. Bu yüzden sözü fazla uzatmadan, trafik güvenliği için SERÜVEN’in başlattığı ‘Yeminli Motosikletliler Hareketi’ne dahil olmak için aşağıda yazan yemin metnini, kelime kelime dikkatle okuyup iyice kavramanızı ve bu yemini etmeniz gerekli. Bu ince ayrıntılar, yeni başlayanlar ve hali hazırda trafikteki bizler; yani tüm motosikletliler için çok önemli…

MOTOSİKLETE BAŞLAMA YEMİNİ

Motosiklete başlarken cc/tork hiyerarşisine uyacağıma;

Emeklemeden koşmayacağıma;

Eğitimi hiçbir zaman hafife almayacağıma;

Kasksız 1 metre dahi motosikleti sürmeye yeltenmeyeceğime;

Dizlik, dirsek ve diğer koruma kıyafetlerimi mevsime uygun biçimde tavizsiz giyeceğime;

Koruma kıyafetleri ve kask seçiminde asla orta seviyenin altında tercih yapmayacağıma;

İmkanım elverdiği müddetçe koruma kıyafetlerinde en iyisine ulaşmaya çalışacağıma;

Lastik bakımına azami dikkat edeceğime;

Hiçbir zaman ‘ben oldum’ demeyeceğime;

Ne kadar tecrübeli olursam olayım yağışlı havalarda ilk günkü acemi hassasiyetiyle yol alacağıma;

Kask ve güvenlik önlemi almadan bir artçıyı asla motosikletime almayacağıma;

Bir artçı ile seyahate başlamadan önce ona sürüş sırasında nasıl konum alması gerektiğini ve motosiklete nasıl binilip inileceğini mutlaka anlatacağıma;

Trafikte her zaman yaya ve bisikletlilere öncelik tanıyacağıma;

Grup sürüşlerinde asla alkışlara ya da olası kışkırtmalara gelmeyeceğime;

Trafikteki diğer sürücülerin kör noktasında maksimum dikkat pozisyonu alacağıma;

Kullandığım bir motosikleti iyice tanımadan normal sürüş moduna geçmeyeceğime;

Bir gün değil her gün motosikletli olabilmek için tüm bu hususlara azami dikkat edeceğime;

NAMUSUM, ŞEREFİM VE KUTSAL BİLDİĞİM TÜM DEĞERLER ÜZERİNE AND İÇERİM!

 

İnşallah bu yemine istisnasız ve ‘ama’sız sadık kalırsınız. Şimdi sırada motosiklet kullanımı ile ilgili psikolojik hazırlık var. Bunun için “PSİKOLOJİM MOTOSİKLETE HAZIR MI? YAPABİLİR MİYİM?” başlıklı yazımıza tıklayın.

Orada görüşmek üzere…

PSİKOLOJİM MOTOSİKLETE HAZIR MI? YAPABİLİR MİYİM?

Yeniden merhaba iki teker dostları. Yeminli motosiklet sürüsü hareketine dahil olduğunuz için teşekkür ederim. Bizi kırmadınız. Serüven olarak gayemiz, sorumlu sürücüler, kimsenin üzülmediği bir trafik ve sıfır taviz ile gelen güvenli sürüş.

Gözlemlerime dayanarak yazmak gerekir ise ekseriyetle motosiklet yeminini eden iki teker meraklısında şu iki duygu var oluyor ve devamında şu cümleler beliriyor. Eğer siz de yemininizi etmenizin ardından az sonra kuracağım cümlelerden birini içinizden geçirdiyseniz çok dikkatli olmak ve bu yazıya kat be kat dikkat kesilmek zorundasınız.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN EN TEHLİKELİ İKİ CÜMLE

Birincisi;

“Motosikleti kullanmayı çok istiyorum ama içimde engel olamadığım bir korku ve heyecan var.”

İkincisi;

“Motosiklette hiyerarşi mi? Yıllardır araç kullanıyorum, istediğim motosikleti sürebilirim. Sonuçta sistem aynı. Kim karışabilir?”

Az önce vurguladığım gibi özellikle daha bir dikkat ile bu yazının okunması gerekiyor.

HAYAT İÇİN LAZIM OLAN KORKU ABARTILIRSA ZULÜM OLUR

Korku, hayatı sürdürmek için insanın ihtiyacı olan otokontrol sistem mekanizması iken bunu abartmak, yaşam kalitesinin bozulmasına, hatta tam aksi etkisi ile hayatın sekteye uğramasına neden olabilir.

Bu nedenle halk arasında sıklıkla kullanılan ‘Kimse annesinin karnında bu işi öğrenerek dünyaya gelmedi’ cümlesine kulak vermekte fayda var. Olsa olsa yetenek farkı olabilir. Bunun kıstasının da duyulan korku hissi olmadığının bilinmesi gerekiyor.

İKİ TEKER ÜSTÜNDE DENGEDE KALABİLİYORSAN SORUN YOK!

Bisiklet kullanmayı öğrenen, yani iki teker üstünde kalabilmeyi öğrenebilen herkes motosiklete başlayabilir. Burada dikkat edilecek husus, motosikletin insan gücüyle değil dışarıdan sağlanan bir yakıtın yakılarak enerjiye dönüştürülmesi sonucu arka tekere verilen hareket sonucu ilerliyor olmasıdır. Dolayısıyla motosikletin motor gücü ne kadar yüksek ise sürücünün o kadar dikkatli, eğitimli ve deneyimli olması gerekiyor.

Bu nedenle ilk başlangıç olarak düşük cc dediğimiz az güçlü motora sahip motosiklet ile başlamak, duyulan korkunun yersiz olduğunu göstereceği gibi sahip olunması gereken sürücü özgüvenini de kazandıracaktır.

YENİ BAŞLAYANLAR MUTLAKA DÜŞÜK CC TERCİH ETMELİ

125 cc ya da 150 cc’lik ‘commuter’ sınıfı motosikletler, başlangıç için beklentiyi fazlasıyla karşılamakta. Piyasada bu anlamda en çok talep gören araçların başında Yamaha YBR 125 ve Honda CBF 150 geliyor.

Bu motosikletlerin en önemli özelliği nazlı olmamaları. Oldukça dayanıklı olan bu motosikletler, acemi hatalarını rahatlıkla kaldırabiliyor. Bunun dışında fiyatları 3 bin ile 6 bin TL arasında değiştiği için ilk etapta bütçeyi zorlamıyor ve ufak tefek düşmelerde; işin maddi kısmını ele alarak söylemek gerekir ise can yakmıyor.

Trafiğe kapalı alanda basit birkaç bilginin ardından bir bakmışsınız rüzgar ile dans etmeye başlamışsınız bile. İşte bu kadar… Bir motosikletli için başlamak, yola koyulmak anlamına geliyor…

Peki CBF 150’yi mi YBR 125’i mi tercih etmeli?

Bu ve diğer soruların yanıtlarına geçmeden önce unuttuğumu sandığınız ikinci duyguya sahip, özgüven patlaması yaşayan sabırsızlar da sırada.

TRAFİK ASLA YÜKSEK DOZDA ÖZGÜVENİ KALDIRMAZ

Öncelikle şunu belirtelim; trafik yüksek özgüven kaldırmaz. Ve maalesef bu, tecrübe ile öğrenilmesini istemediğimiz bir gerçek. Motosikletin sabır üstadı olduğunu söyleyerek belki biraz sert bir üslup ile başlayacağız bizim özgüven denizinde yüzen ikinci kategori sürücülerine…

Beyler ya da Bayanlar.

“Motosiklette hiyerarşi mi? Yıllardır araç kullanıyorum/bisiklet kullanıyorum vs İstediğim motosikleti sürebilirim. Sonuçta sistem aynı.”

Diyorsanız eğer motosiklet size şakası olmayan bir canavar olarak görünebilir. Unutulmamalı; otomobilde başta dört teker olmak üzere birçok fiziksel ya da teknolojik sistem, sürücü hatalarını belirli ölçüde tolere ederken motosiklet size ‘Bunu sen istedin’ diyecektir.

 

MOTOSİKLET DİĞER KARA TAŞITLARINA BENZEMEZ!

Motosiklet beden hareketlerine anında cevap verir!

Tam manuel bir araçtır, ne istersen onu yapar!

Hata yapamazsın; denge de kaporta da sensin!

Uykusuz ilerleyemezsin!

Virajda ‘nasıl olsa alırım’ diyemezsin!

Debriyajı elinden kaçıramazsın!

Gaz elciği ile şakalaşamazsın!

Sileceğin yoktur, bir hareketle netlik yakalayamazsın!

Yokuşta 300 kg’lık metal parçasına bir dokunuşla hakim olamazsın!

Türbulans nedir TIR’ı solladığında anlarsın!

Artçının sürüşe etkisini bariyerlere yaklaştıkça fark edersin!

Elinde telefon ile ölümcül sürüş hatasını istesen de yapamazsın!

Alkollü sürüş ölümcül sürüş hatasını istesen de yapamazsın!

Anlarsın, fark edersin, diyemezsin vesaire, vesaire…

Daha çok yazacak şey var ama bunlar sanırım yeterli.

İKİ TEKERDE NE FAZLA ÖZGÜVENE, NE DE KORKUYA YER YOK!

Ne fazla özgüvene ne de fazla korkuya yer yok iki teker üstünde.

İkisinin ortalamasını tadında alanlar; işte gerçek motosiklet sürücülerinin ta kendileri.

Fizik kurallarını hafife alan nice motosiklet sürücüsünün acı tecrübelerini yaşayarak “Gerçekten de dedikleri kadar varmış” demek, çok geç kalınmış bir yorum olabilir. Bu nedenle tekrar tekrar söylüyoruz;

“Trafikte yüksek özgüven, tecrübe ile öğrenilmesini istemediğimiz bir acı bir gerçek”

Sadece motosiklet değil, hangi aracı kullanırsanız kullanın bu tanımı tecrübe etmek eyleminin yanına bile yaklaşmayın.

Eğer bu kadar sözün ardından yazımızın ana arterlerini oluşturan o iki cümle kalıbını halen söyleyebiliyorsanız; sizi, sizi sevenleri ve trafiğe çıkan herkesi düşünerek temennim odur ki, elciğe dokunamayasınız. Artçı bile olmamanız diyoruz ve motosiklete yaklaşmamanızı diliyoruz.

Bu mesele ile ilgili böyle sert bir üslup kullanacağımızı ifade etmiştik. Bu işin şakası yok.

Meselenin anlaşıldığını ümit ederek motosiklet tercihine geçiyoruz. Bunun için “MOTOSİKLETİM BENİ BEKLE!” başlıklı yazımıza tıklayın. Orada görüşmek üzere…

 

MOTOSİKLETİM BENİ BEKLE!

‘Yeminli Motosikletliler Hareketi’ne dahil olduysanız ve bir önceki yazımızda psikolojik hazırlığı da yaptıysanız artık zihninizdeki karar net biçimde oluşuyor demektir.

Bu dakikadan sonra motosikletinizin hayalini kurabilir, rüzgarla dans edeceğiniz günlere çok az kaldığına inanabilirsiniz.

Çoğumuzun küçük yaşta öğrendiği bisiklet ile otomobil sürüş bilgisini ve çok önemli olan trafik tecrübesini birleştirdiğimizde büyük bir mesafe kat etmiş olacaksınız.

Fakat sadece bisiklet sürüş bilgisine sahipseniz ve hiç otomobil kullanmadıysanız ve dolayısıyla hiç trafiğe çıkmadıysanız daha detaylı bir eğitimle başlamanız gerekecek. İlerde değinmek üzere bu konuyu bir kenara koyarak devam edelim.

COMMUTER İLE BAŞLAMAK İŞİNİZİ KOLAYLAŞTIRACAK

Şu an için trafiğe kapalı alanda başlayacağınız için motosiklet tercihlerinde bahsi geçen Yamaha YBR 125 ve Honda CBF 150’ye odaklanmakta fayda var. Yani ‘commuter’ tarzı motosikletlerle…

Bu arada ‘scooter’ ile ‘başlasak olmaz mı’ gibi sorular da duyar gibiyim. Scooter motosikletler kullanım tarzı olarak çok farklı bir yerde durmaktalar. Viraja yatış imkanı verememesi ve diğer tarzlara göre daha yola dik seyretme zorunluluğu ve sürüş duruş konumu gereği birçok farklılığa sahip scooter’ları ayrı bir başlıkla anlatacağız. Bu yüzden burada bahsedilenler ile scooter motosikletler için anlatılacakları karıştırmamak gerekiyor.

HONDA CBF 150 İLE YAMAHA 125’İ KARŞILAŞTIRIN

Gelelim bizim afacan ‘commuter’lara. Kısaca teknik bilgi vermek gerekir ise Yamaha YBR de Honda CBF de manuel ve 5 vites. Her ikisi de benzinli, karbüratörlü, hava soğutmalı, ıslak tip debriyajlı ve 13 lt yakıt deposuna sahip.

Önemli farklara gelince;

CBF 150 141 kg ağırlığındayken YBR 125 114 kg geliyor. Aradaki 25 kg’lık fark yeni başlayanların sağlamakta zorlanacağı kontrol için önemli. Şehir içinde kıvraklıklarıyla bilinen bu iki motosikletin yakıt tüketimine gelince; YBR125, 100 kilometrede 2.4 ile 2.8, Honda CBF150 ise 2.4 ile 2.9 arasında tüketim yapmakta. CBF 150’nin 25 cc’lik hacim üstünlüğü 8.5 kW maksimum güç ile farkı ortaya koyarken YBR125’te ise bu oran 7.3 kW. Bu da iki motosiklet arasında az da olsa bir güç farkını ortaya koyuyor.

YBR’yi tercih edenler, bu motosikletin sürücüye sağladığı denge kolaylığını ve artçıyı rahat ettiren koltuğunu anlata anlata bitiremiyor. Fakat bu övgünün ardından şu uyarıyı da yapalım. Uzun soluklu sürüşlerde sürücü rahatlığı açısından CBF 150 çok daha rahat bir oturuş imkanı sağlıyor.

CBF’İN KRONİK RAHATSIZLIĞI SİZİ ÜZEBİLİR!

Gelelim CBF’in kronik rahatsızlığına. Eğer CBF’ten yana bir tercih kullanacaksanız mutlaka sık yağ kontrolleri yapmanız gerekecek. Oldukça ciddi oranda yağ eksilten CBF, ihmalkar davranan sürücüsüne çıkardığı masraf ile ters bir karşılık verebilir.

Yağsız kalan motor için ortalama 500 TL ile 750 TL arasında bir harcama yapılması gerektiğini de hatırlatalım. Diğer bir rahatsızlık ise tam gaz ilerlerken CBF sürücülerinin ara ara sendeleme yaşaması. Yüksek süratte teklemeler yapabilen CBF’in devir kesicisi yok. Bu nedenle saatte 120 km ile ilerleyebilmeniz mümkün.

İBRELERE DİKKAT ETMENİZ GEREKİYOR!

Motosikletlerde ibre hızlı hareket eder. Hızla ile ilgili özellikle yeni başlayanlar için aman dikkat diyelim. Zira hız yapmak zor değil. Bir duble yolda 80 km hıza bu motosikletler ile hemen çıkabilirsiniz. Ancak refkleksleriniz ve olası acil durumlarda ne yapacağınız ile ilgili eğitim almadığınız için istenmeyen kaza durumları yaşamanız an meselesi olabilir. Bu yüzden azami dikkat diyoruz. Zaten ‘Yeminli Motosikletli Hareketi’ bu eylemi size hatırlatıyor.

CBF 150’DE YÜKSEK DEVİRDE TEKLEME SORUNU

Neyse CBF 150’ye devam edecek olursak; devir saati ibresinin ‘red line’ olarak tabir edilen bölümde uzun süre kalması bir zaman sonra bu motosiklette ufak hareketlenmelere yol açabiliyor. Honda ise bu sorunu kabul etti ve probleme karbüratör tahliye hortumunun neden olduğunu açıkladı. Az önce bahsettiğimiz gaz kesicinin olmaması nedeniyle rüzgar etkisinden dolayı karbüratörün yeterli beslenemediğini deneylerde ortaya çıkardığını vurgulayan Honda, bu nedenle de motora fakir karışım ulaştığını ve nihai noktada da sürücünün tekleme yaşadığını ortaya koydu.

İKİ SORUNA RAĞMEN CBF 150 EN ÇOK SATILAN COMMUTER

Bu vesileyle kısa bir teknik turda yaparak CBF’in Türkiye piyasasında daha çok tercih edildiğini de vurgulamadan geçmeyelim. Her iki motosikletin de dayanaklılığı ve naz yapmadığını daha öncede vurgulamıştık. Sonuç itibariyle kimisine göre YBR 125 kimisine göre CBF 150 daha cazip gelecektir. Bazıları ise daha az tercih edilen Çin yapımı motosikletlerde karar alacak. Sonuç itibariyle bu tercih meselesi. I phone ve samsung kıyaslaması nasıl yılan hikayesine dönüşebiliyor ise bu konu da kullanıcının önemsediği detaylara bağlı olarak farklı yorumlanabiliyor.

Bu teorik incelemenin ardından elbette canlı bir gözlem sonrası kararını vereceksin. Artık içindeki sesin ‘KARARIM NET, MOTOSİKLETİM BENİ BEKLE’ dediğini duyar gibiyiz

Motosikletin elciğini tutmaya çok az kaldı. O anı yaşamak için önemli bir hazırlık seni bekliyor. Motosikletinin koltuğuna kurulmadan önce mühim bir aşama var. “ÖNCE KASK VE KIYAFET SONRA MOTOSİKLET!” başlıklı yazımızda görüşmek ümidiyle…

ÖNCE KASK VE KIYAFET, SONRA NOTER

Merhaba iki teker dostu. ‘Motosikletime de karar verdim daha ne bekliyoruz’ diyebilirsiniz. Çoğu insan kask ya da kıyafet araştırmasını, motosikleti satın aldıktan sonra yapıyor maalesef. Biz bunu kesinlikle önermiyoruz.

Gerekli bilgiye sahip olduktan sonra kararımız net demiştik. Kararımızı irademize yansıtmaya kask ve koruyucu kıyafetleri araştırarak başlıyoruz.
MOTOSİKLET SATIN ALMADAN ÖNCE MUTLAKA KASKINIZ OLSUN
Motosiklet kaskı, kaza anında baş bölgesini, sürtünme ve sert darbenin etkilerinden koruyarak en önemli organımız olan beynimizin zarar görmesini engellemek için hayati bir öneme sahip.

Dolayısıyla beyninize ne kadar değer veriyorsanız o kadar keseyi açmak zorundasınız. Genellikle 10 binlerce liralık makinelere iştahla ve büyük bir keyifle para sayan motosiklet sürücülerinin kasktaki 100, 200 TL”lik farkta kıyameti kopardıklarını müşahede ettim. Bilinçsizliğin en görünen örneği bu olsa gerek.

KAYBEDİLEN BİYOLOJİK VARLIKLARINIZI GERİ GETİREMEZSİNİZ

Allah korusun olası bir kaza sonrası beyniniz zarar gördükten sonra, yapılacak 100 binlerce TL  bile o zararı telafi etmeye yetmeyecek ve en iyi ihtimalle söylemek gerekirse bile hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Kaybettiğiniz biyolojik varlıklarınızı geri getirecek bir teknoloji şu an için maalesef bulunmuyor.

KASK ALIŞVERİŞİNE MİNİMUM BİN TL BÜTÇE İLE BAŞLAYIN

Bu nedenle kask seçiminde minimum bin TL bütçe ayırmakla işe başlıyoruz. Piyasada kendini kanıtlamış ve kaliteli olarak niteleyeceğimiz kask markalarının başında Shoei, Nolan, Arai, Shark ve AGV geliyor. Tabi bu markaların ürettikleri farklı kalitelerde kasklar bulunuyor.
SINIFLARINA GÖRE KASK ÇEŞİTLERİ 4’E AYRILIYOR
Kaskları sınıflamak gerekir ise;

1) NAZİ KASKI (CHOPPER KASKLARI)

Genellikle ‘chopper’ tarzı motosiklet sürücülerinin tercih ettiği kask çeşidi olan nazi kaskları sadece kafanın tepe kısmını koruyabiliyorlar. Yanak bölgesi, çene ve yüz bölgesi açıkta ve korumasız kalıyor.

Sürüş esnasında rüzgarın kulaklara zarar verme olasılığı yüksek olan nazi kasklarında toz, yolda sıçraması muhtemel taş, arı yada sinek çarpmalarına karşı savunmasız kalacaksınız.

Bir diğer olumsuz etken ise rüzgarın yüzünüze süratin de etkisi ile sürekli çarpması ile üşüyecek olmanız ve diğer yandan da sürtünmeden ötürü yaşanan yanma hissi. Karmaşık duygular yaşatabilecek nazi kaskları, ancak ‘hiç yoktan iyidir’ düzeyinde kullanılabilecek kasklardır. Minimum düzeyde koruma sağlar. Görselliğe ağırlık veren, koruma ve güvenliğin ikinci planda kaldığı kask çeşidi olan nazi kasklarını kesinlikle tavsiye etmiyoruz.

2) AÇIK KASKLAR ( OPEN FACE KASK)

Open face kask olarak da bilinen açık kasklar, nazi tipi kaskın bir tık daha fazla güvenlik sunanı olarak biliniyor. Bu da tıpkı nazi kaskında olduğu gibi başın tepe bölgesini koruyor.

Artı olarak ise kulakları ve göz bölgesini de kısmen güvenlik çemberi içine alıyor. Açık kask modellerinde güneş vizörlü olan modellerde bulunurken olası düşüş anında çene ve ağız bölgesi ile yüz kısmında özellikle de burun bölgesinde tam koruma sağlayamıyor.

Takılıp, çıkartılması ve taşınabilirliği açısından daha rahat olan açık kasklar güvenlik açısında tıpkı nazi tipi kasklar gibi sınıfta kalıyorlar. Bu yüzden kesinlikle tavsiye etmiyoruz.

3) ÇENE AÇILIR KASKLAR (FLİP-UP KASK)

Çene açılır kasklar kullanım tercihi olarak sıklıkla görülen baş koruma metodur. Çene bölgesindeki özel bir mekanizma sayesinde açılabilir olması nedeniyle büyük bir kullanım rahatlığı sağlar.

Motosiklet sürüşü molalarında, özellikle trafikteki bu avantajı nedeniyle şehir içi motosiklet kullanıcılarında sıklıkla rastlanan kask tipidir. Fakat açık modda iken sürüş yapıldığı takdirde koruma özelliğinden ciddi taviz veren bu kask tipinde hassas davranmak son derece önemli.

Ayrıca kalitesiz bir çene açılır kask tercih edildiğinde olası kaza sırasında çene mekanizmasının açılabilme ihtimalinden dolayı kapalı kasklara oranla daha az güvenlidirler. Bu nedenle çene açılır kasklar sınıfı zor da olsa geçiyor. Ve mecbur kalmadığınız müddetçe bu kaskları tercih etmeyin diyoruz.

4) KAPALI KASKLAR (FULL FACE KASK)

Ve geldik bizim kesinlikle önerdiğimiz kask tipi olan kapalı kasklara. Kask modelleri içerisinde güvenlik esas alındığında kapalı kasklar listenin en üst sırasında yer alıyor.

Full face kask olarak da bilinen bu kask tipinde tüm kafa ve boyun bölgesi koruma altında bulunuyor. Bu da sürüş esnasında, kafa, boyun, kulaklar ve gözler olmak üzere baş bölgesindeki tüm uzuvlara maksimum koruma sağlıyor.

Kapalı kasklar için her ne kadar ‘en güvenilir’ ifadesini kullansak da malzeme burada önemli bir detay. Basit ve ucuz bir tercih ile yapılan bir full face kaskın hiç bir işe yaramayacağını unutmamak gerek.

Bu kaskın dezavantajı ise dışarıdan gelen sesleri minimuma indiriyor olması. Dolayısıyla trafikte daha dikkatli seyretmeniz gerekiyor. Ayrıca kaskı takmak ve çıkarmak da diğer modellere göre daha zahmetli.

Ancak en önemli kriterimiz güvenlik olduğu için bu tür zahmetlere katlanmak zorunda olduğunuzu bilmeniz gerekli. Başta demiştik; motosiklet büyük bir sabır üstadıdır. Diğer kask çeşitlerine göre daha pahalı olan kapalı tip kasklar sağladığı koruma ve güven bakımından sınıfı geçiyor. Bu yüzden sadece kapalı kaskları tavsiye ediyoruz.

İLK KASKINIZI ALIRKEN MUTLAKA DENEMENİZ GEREKİYOR

Tüm kask çeşitleri markasına ve malzeme yapısına göre fiyatlarında değişiklik gösterir. Kask almadan önce tarzı belirledikten sonra (umarım kapalı tip bir kask almaya karar vermişsinizdir) mutlaka kaskı deneyerek almanız gerekiyor.

Alacağınız kaskı çene bantları dediğimiz kaskın altında bulunan ve kaskı sabitlemeye yarayan uzantılardan başaşağı tutarak baş parmağınızla bantların iç kısımlarına bastırma yoluyla iki yana doğru gerdirerek kafanıza takmanız gerekiyor. Başınızda boşluk bırakmayan ve ne çok fazla ne gevşek bir his veren kask, sizin ölçülerinize birebir uyan kasktır.

NOKTASAL RAHATSIZLIK VEREN KASKLAR CİDDİ AĞRI YAPAR

Ancak bazı bölgelerde noktasal dediğimiz türden bir rahatsızlık yaşıyorsanız hemen başka bir kask bakmanız gerekiyor. Zira uzun soluklu sürüşlerde o an yaşadığınız hafif noktasal acı, dayanılmaz sıkıntıları doğurabiliyor.

KOYU RENKLER YERİNE FOSFORLU KASKLARI TERCİH EDİN

Kaskınızın ölçülerini belirledikten sonra rengine de karar vermeniz gerekiyor. Her adımda olduğu gibi bu adımda güvenlik dediğimizde karşımıza dikkat çeken yani farkındalığı olan fosforlu renkler çıkıyor.

Kafanızda beliren ölçü ve rengi bir kenara not edin. Şimdi en önemli detaya geldi sıra. Seçtiğiniz kaskların malzemesine göre fiyatların değiştiğini göreceksiniz.

POLİKARBON MU FİBER Mİ TERMOPLASTİK Mİ?

Polikarbon ve fiber malzemeden yapılan kasklar ile ilgili yıllardır tarşıma sürerken kimi çevreler fiyat farkları şirketlerin karlılık oyunu olarak görürken kimi çevreler ise bunun karşılığı olduğunu savunurlar.

Fiberglass dayanıklı ve hafif buna karşın termoplastiğe göre daha kırılgan. En pahalı olan carbonfiber sonrasında fiberglass, bunu takip eden compositefiber bilinen fiberglass çeşitleri.

PAHALIDAN UCUZA KASK MALZEMELERİ
Kısaca başınıza Çok ciddi değer veriyorsanız kevlar. Çok değer veriyorsanız carbon. İyi bir şey alayım diyoranız fiber. Orta seviye bir kaskım olsun istiyorsanız termoplastik koruma düşünebilirsiniz. Zaten bunun altında bir arayıştayım. Daha da uygunu diyorsanız eğer; size ancak motosiklete binmemenizi tavsiye edebilirim.

Hoşçakalın…