Ağlamaklı bir pazar…

Bu kez farklı bir karar verdim.

Meşhur bir ormanda gözlerimi açacağım.

Amazon bence en iyi tercih!

Bir Pazar sabahıydı.

Nemli bir hava, yorgana sarılma hissi ve ağlamaklı sesler…

Burası doğa!

Ağlamaklı bir Pazar.

Doğanlar ve ölenlerin can pazarı!

Zorlu bir yolculuk ve zorlu bir teskere merasimi

Ne kadar yırtıcı olur ise olsun şefkatli bir kucaklama

Ne kadar yırtıcı olursa olsun acı bir uğurlama

Yaşamın zorlu talim sürecinin ilk anından itibaren gelen bir ses

Önce fısıltı ardından ara ara gelen bir takırtı ve nihayet kopan bir gürültü

Ölümün acı yüzü

Transparandan gerçeğe uzanan evrensel bir çığlık

Ölüm olup gezmek bir baştan bir uca

Bir anda bir şalter gibi farklı bedenleri karanlığa gömebilmek

Yeşeren yaprakları sarartan, sarı tenleri morartan bir hamle bu!

Peki soğuk yüzlü bu ölüm ne zaman ölecek?

Sahi, ölüm hiç öldürülür mü?

Ne gariptir ki şu ana kadar ölümsüz tek görünen o!

Ve hep doğuma fark atar ölüm!

Ağlamaklı bir Pazar yerinin mimarı ne de olsa

Bu bir bilek güreşi ve galip hep o!

Bükülemeyen bir eli öpmek ile başlar belki de her şey!

Ne de olsa ölen tohumlar ile dirilen bir orman burası!

Ötelerdeki ormanlar, karanlıkta da olsa şimdilik

Yemyeşil göz kırpıyorlar masum ve silik…

 

 

Bir yorum yaz

error: İçerik Koruması!